DERSAADET’TE SABAH EZANLARI NASIL BİR KİTAP?

Attila İlhan’ın 366 sayfadan oluşan Aynanın İçindekiler serisinin dördüncü kitabı Dersaadet’te Sabah Ezanları kitabı başlayıp da bitiremediğim bir kitap oldu. Öncelikle böyle büyük bir ustanın kitabını bitiremeden bırakmış olmama elbetteki kendi yetersizliğim sebepti. Attila İlhan’ı eleştirmek haddimize değildir.

Dersaadet’te Sabah Ezanları eseri Birinci Dünya Savaşından sonraki süreçte İstanbul’un işgali sürecini anlatmaktaydı. Eser gerçek olaylarla kurgu kişilerin içiçe geçtiği bir tarzdaydı. Zaten kitabın başında yer alan yazarın notu da bunu gösteriyordu. Kitabın başında yer alan not şuydu “Bu kitapda anlatılanların gerçek kişilerle ve olaylarla hiçbir ilgisi yoktur. Onları ben, büyük bir aynanın içinde gördüm. Üstelik ayna dumanlıydı ve olmayan bir şehirde geziniyordu.”

Kitap; İzmir, Nihayet Yunan Oldu başlıklı bir haberle başlıyordu, ardından İttihatçı olduğu için tutuklanma korkusuyla Mizrahilerin yalısına sığınan Abdi Bey’i anlatarak devam ediyordu. Yine kitap devam ederken bölümlerin başlarında o dönemin haberleri yer almaktaydı. Kitapda Fransızca kelimeler ve cümleler oldukça fazlaydı. Bu kısımlar koyu siyahla yazılmıştı. Kitabın bana göre en güzel yönü kelime hazinenizin gelişimine oldukça fazla katkısının oluşuydu. Kitapda eski kelimeler oldukça fazlaydı, okurken haliyle sözlüğe bakarak bunların anlamını öğreniyordunuz bu şekilde kelime hazineniz gelişiyordu.

kitabın ön kapağı

Kitap gerçek olayların içinde hayali kişileriyle devam ederken, İttihatçıları, İttihat ve Terakkiye girişin nasıl olduğu, Yunan işgaline uğrayan yerlerdeki Rumların ihanetini ve benzeri olayları yansıtıyordu.

Belki bana karışık geldiği için başlayıp da bitiremediğim bu kitap hakkında okuduğum kadar ki kısım itibariyle bunları söylüyorum. Büyük ustaya saygılarım sunarken, şunu söylemek istiyorum ki; her kitaptan öğreneceğimiz şeyler olacaktır.

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir