MİNYELİ ABDULLAH KİTABI VE KÜLTÜREL YOZLAŞMA


Hekimoğlu İsmail’in eseri olan Minyeli Abdullah kitabının hemen başında şöyle bir uyarı yer alır. “Minyeli Abdullah isimli bu eserde geçen olayların TÜRKİYE ile bir ilgisi yoktur. Söz konusu olaylar Mısır’da  cereyan etmiştir.” (Timaş yayınları 1988 yılı baskısında yer almaktadır.)

Eserin başında  bu uyarı yer almaktadır ama aslında eser Türkiye’yi, Mısır’ı, İslam dünyasını, İslam dünyasının düştüğü durumu, yaşanan yozlaşmaları anlatmaktadır. Eserde mekan belirtilmese ve yaşanan olaylar herhangi bir İslam ülkesiyle karşılaştırsa çok da bir fark görülmez.

Belki dönemin şartları ya da başka sebeplerden dolayı böyle bir yol seçilmiştir ama belirttiğimiz gibi kitabın içeriğine doğru girilecek olursa bunun çok da bir öneminin olmadığı görülecektir.

Kitabın baş kahramanı Minyeli Abdullah yaşadığı çevrede yaşanan yozlaşmaya, yapılan yanlışlara ve düşülen bayağılıklara karşı isyankar bir tavır içindedir. Kitabın en başından beri Abdullah’ın profili çizilmeye ve onun gözüyle toplumun yozlaşması anlatılmaya çalışılmaktadır.

“….. Müslüman olduğu halde Müslümanlıkla alakasının olmadığını anlamıştı. Minye’de annesi ve çevresi kültürsüzdü. Evlerinde kütüphane yoktu. İslamiyet adına kendisine sadece namaz surelerini ezberletmişlerdi. Muhitinde insanların kıymeti para ile ölçülüyordu. Çok akıllı adam;çok para kazanıyor, işini iyi  biliyor, becerikli birisiymiş, dükkanı birken iki yaptı, gibi sözlerle, asıl gayenin para olduğu belirtilmek isteniyordu. Halbuki Abdullah okudukça İslamiyetin kitaplarda kaldığını, Müslümanların bir sürü bid’atlar içinde yaşadığını anlıyordu. Kendisini tamamen ilme verdi…………….. Kur’an-ı Kerim’i müdafaa edecek  devlet kalmamıştı. İslam sarayının çatırtıları Arz’ı titretiyordu. Ve bu sarayın gölgesinde, ne yaptıklarının, ne halde olduklarının farkında olmayacak kadar gaflete gömülen bir sürü insan, hem ben Müslümanım diyor ve hem de çılgınca eğleniyorlardı. Halbuki yıkılmasına göz yumdukları İslam sarayı, onların başına devrilecekti.”(Minyeli Abdullah, sayfa 16)

Yukarıda yer alan düşüncelerle Abdullah’ın gözünden İslam dünyasının ve o dünyanın insanlarının durumu anlatılmaya çalışılmaktadır.

Minyeli Abdullah sahip olduğu bu düşüncelerle toplum  içinde bir gariptir aslında. Çünkü o olması gereken doğru düşüncenin sahibidir ama bu düşüncesiyle yanlış düşüncede olan binlerce insan içinde garip  kalmış bir azınlığın garip kalmış bir temsilcisidir.

Minyeli Abdullah’ın düğününü anlatan bir paragraf aşağıda  yer almaktadır.

“Düğünde içki içilmesini istemedi. Kadın, erkek, ayrı salonlarda eğlendiler. Düğüne dair bazı bid’atları yıkmak istediyse de pek muvaffak olamadı. Bu kadarını dahi fazla buluyorlardı. Bir memurun düğünü nasıl içkisiz, danssız olabilirdi? Buna, herkes şaşıyordu!” (Minyeli Abdullah, sayfa 19)

Yukarıda yer alan bölümler kitabın genel içeriğini yansıtan birer parçadır sadece ama bakıldığında genel bir durumu anlatmaktadır.

Minyeli Abdullah’ın düşüncesi, onun gözüyle toplumun portresi ve yozlaşmaya tepkisinin yanında tüm bu sahip olduğu erdemlerin bedelini nasıl ödediğine de bakmak gereklidir. Evet maalesef doğru düşünceye sahip olmak, toplumun özüne dönmesini istemek ödülü hak etmez böyle toplumlarda böyle durumlarda. Çünkü doğru düşünceye sahip insan azsa yanlış düşünenler için bunlar, sindirilmesi gereken yanlış düşünceler olur.

Evinde İslamiyeti anlatan ve yanlış düşüncelerin yerine doğrularının yerleşmesini isteyen ve bu amaçla halkla toplantılar yapan Minyeli Abdullah bu eylemlerinden dolayı hapse atılır, işkenceler görür, işinden olur. Bunlar da yetmezmiş gibi ailesi dağılır. Aşağıda yer alan paragraf Minyeli Abdullah’ın gözaltına alınmasının ardından yaşananları anlatan ve dönemin zihniyetini gösteren önemli bir bölümdür.

“……içeriye Birinci Şube Müdürü girdi. Hırslı ve heyecanlıydı. Abdullah’ın karşısına geçip bağırdı: -Müslüman oldunuz, buraya düştünüz. İslamiyetten vazgeçin, bırakın bu kitapları, sizi serbest bırakayım!

Abdullah büyük bir celadetle mukabele etti:

-Bin başım olsa, her gün birini kesseniz ben yine Müslümanım.”(Minyeli Abdullah, sayfa 27)

Tüm bunlar karşısında Minyeli Abdullah yılmamıştır ve yılmayacaktır. O bir mücadele insanıdır. Yozlaşmaya karşı milli benliğe sahip olmanın bedelini ödese de o mücadelesini sürdürmektedir.

1988 yılı baskı ön kapak

Görüldüğü üzere bazı bölümlerini vererek anlatmaya çalıştığımız Minyeli Abdullah kitabı İslamiyet dünyasının içine düştüğü acı durumu özetlemektedir. Filmi de çekilen Minyeli Abdullah kitabını okumanızı tavsiye ederiz.

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir