BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ ÖZET VE ALINTILAR

Kitap adı:Bozkurtların Ölümü

Yazarı:Hüseyin Nihal ATSIZ

Yayınevi:İrfan

Sayfa sayısı:463

Kişiler:Işbara Alp, Bağatur Şad(Kara Kağan), Tulu Han, Kürşad, Bögü Alp, Yamtar, Pars, Üç Oğul, Çalık, Sançar, Yumru, Almıla, Şenking, İçing Katun…

Not:Bu muhteşem kitabın özetini çok daha ayrıntılı bir şekilde verebilirdik ama bazı olaylara ve kişilere bilerek yer verilmedi. Hiçbir özet kitabın yerine geçemez ve kitaptan alınan lezzeti veremez. Lütfen kitabın kendisini okuyunuz. Burda yer alan kısa özet sadece fikir vermek içindir.

Kitabın kısa bir özeti:621 yılında bir ihanet haberiyle başlar her şey… Göktürk Kağanlığının lideri Çuluk Kağan evdeşi(eşi) Çinli İçing Katun tarafından zehirlenerek öldürülür. Çuluk Kağanın yerine kardeşi Bağatur Şad Kara Kağan adını alarak geçer. Herkes İçink Katunun öldürüleceğini düşünürken Kara Kağan onu evdeşi olarak alır. İçing Katunun cezasız kalması Çuluk Kağanın oğulları Yaşar Şad ve Şu Tegin’de Kara Kağan’a karşı bir öfke oluşturur. Yaşar Şad’a Tulu Han unvanı verilerek Doğu’ya gönderilir, Şu Tegin’e Kürşad adı verilir.

İçing Katun kendi sülalesinin Çin’de tahta geçmesi için Kara Kağan’a baskı yapmakta, kendi lehine politikaların hayata geçmesi için alttan alta çalışmakta ve Kağan’ı etkilemektedir. Derken İçingKatun’un kardeşi Şenking’de Ötüken’e gelir ve hatta kendisine orduda rütbe verilir. Kara Kağan’ın bu politakaları nedeniyle halkta ve orduda ona karşı sevimsizlikler oluşmaktadır.

Ötüken’de kalan Çinli esirler Türklerin ahlakını bozmaya çalışır. Bu duruma karşı Türk töresi gereğince kararlar alınır. Töreyi bozanlara karşı ceza verilir.

Çin’e akın yapılır. Zafer kazanan Göktürkler Çin’e karşı yağma yapıp kazançlar elde ederler. Türk akınlarından bıkan Çin kağanı Türk akınlarının durması karşılığında çeşitli mallar vermeyi kabul eder.

Daha önceden Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüş olan Göktürklerin Batı kolunun elçileri Kara Kağan’a gelirler. Birleşmeleri halinde kazançlı çıkacaklarını belirtirler. Derken iade-i ziyaret için Kara Kağan’da onlara elçiler gönderir.

Çuluk Kağan’ın oğlu Tulu Han tahtı ele geçirmek için Çinlilerle işbirliği yapar. Kardeşi Kürşad’a da teklif gönderir ancak Kürşad bunu kabul etmez.

Göktürk ordusu komutanlarından Bögü Alp talihini okuması için Kıraç Ata isimli yaşlı bir kam’a gider. Kam ona gelecekte olacakları söyler.

Türk ülkesine yani Ötüken’e kıtlık gelir. Millet açlıktan perişan olur. Sonrasında Tanrının Türklere küstüğü şeklinde yorumlanacak olaylar meydana gelir. Yazın kar yağar, ay üçe bölünür ve yerden bilinmedik dumanlar çıkar.

Güçsüzleşen Türkler Çin’e akın ettiklerinde yenilerek geri çekilirler. Gelen Çinli elçiler hernekadar elçilik için geldiklerini söyleseler de ajanlık yapıp Çin tarafına haber gönderirler. Bu arada orduyu toparlamaya çalışan Kürşad’ın çalışmaları amacına ulaşamadan Çinlilerin saldırısına uğrarlar. Daha sonra Ötüken’e giden Çinliler Kara Kağan’da dahil olmak üzere Göktürkleri esir alıp Çin’e götürürler.

Esaret günlerinde Kara Kağan tasasından ölür. Savaşçı özelliğini kaybetsin diye Türklere arazi verilip ekip-biçmeleri istenir. Kürşad ve bazı Türk komutanları Çin kağanının özel çerisinde subay olur.

Dokuz yıllık esaretten sonra Kürşad bu kötü gidişe dur demek için ihtilal fikrini ortaya atar ve plan yapılır. Kürşad ve kırk arkadaşı budunu kurtarmak Türk şerefini ayaklar altına aldırmamak için ölümü göze alan kırk arkadaşı ile Çin sarayına saldırırlar. Amaçları Çin kağanını esir etmektir. O gece şiddetli yağmur yağmaktadır. Yüzlerce Çin askeri öldürülür. Bir kısmı sarayda ölen Kürşad ve arkadaşları Vey Irmağı kıyısında Çinlilerle vuruşa vuruşa can verirler. İhtilal başarıya ulaşamaz ama tüm Çinlilerin yüreğine korku girmiştir.

Bozkurtların Ölümü kitabından alıntılar:

Çuluk Kağan öldü mü?

Türkler başsız kaldı mı?

Korkak Çinli güldü mü?

Parçalanır yürekler!

 

Kim bize kurdu tuzak?

Tanrı Türklerden uzak!

Kağandır yurda bezek.

Parçalanır yürekler.

 

Çuluk Kağan yiğitti,

Şimdi uçmağa gitti.

Bunu bize kim etti?

Parçalanır yürekler.

 

Yıldızımız sönmüştür,

Yağılar sevinmiştir,

Kağan ağulanmıştır,

Parçalanır yürekler.

 

Şimdi bunludur budun,

Kağan, bizi tek kodun.

Bunu sen ettin Katun!

Parçalanır yürekler.

 

Katun, seni asmalı,

Öz yurdunu basmalı,

Yüz bin Çinli kesmeli,

Parçalanır yürekler.

 

Şimdi gönül sayrıdır,

Kağanından ayrıdır,

Çinli Katun eğridir,

Parçalanır yürekler.

 

Sayrıya em var deme,

Yaramız gelmez eme.

Kara Ozan inleme,

Parçalanır yürekler!


Kara Ozanla, Çuçu’nun atışması:

Kara Ozan’dan:

Ötüken’in erleri

Bilir benim gücümü.

Kopumuzun mızrabı

Aratmaz kılıcımı.

Kara Ozan! Seninle

Aşık atan Çuçu mu?

 

Çuçu’dan:

Seni böyle söyleten

Kımız mıdır, sücü mü?

Böyle yaman söylersen

Sende komam öcümü.

Deyişin kılıcımdan

Daha öldürücü mü?

Seni basan şaşkınlık

Ağu gibi acı mı?

 

Kara Ozan’dan:

Ötüken erlerinin

Acunda çıkmaz eşi.

Ötüken’in kızları

Gökte ayın on beşi.

Yürekleri kan eder

Gözlerinin ateşi.

O şaşkınlık dediğin

Çinli konuğun işi…

 

Çuçu’dan:

Çinli beğin attığı

Boşa gittiyse nola?

Çinli bu… Sağa atsa

Ok gider, düşer sola.

Neylesin, Ulu Tanrı

Güç vermeyince kola.

Kavuşsun Kara Kağan

Kürşad gibi bir oğula…

 

Kara Ozan’dan:

Kılıcına el atma,

Şimdi deyiş çağıdır.

Ortalıkta dolaşan

Ak kımız çamçağıdır.

Yad elde oturanlar

Bil ki yurt kaçağıdır.

Senin kılıç dediğin

Türk’ün oyuncağıdır.

 

Çuçu’dan:

Ötüken kızlarının

Gözleri gönül yarar.

Onları gündüz güneş,

Geceleyin ay sarar.

Çinli meydan okursa

Bunda şaşacak ne var?

Keçi esrik olunca

Dövüşmeye kurt arar.

 

Kara Ozan ve Çuçu beraber Kürşad’ı övmekte:

Ötüken’de arslanlar var.

Kürşad onların biridir.

Çok yiğitler vardır ama

Kürşad erlerin eridir.

 

Kürşad’ı doğuran ana,

Ne emzirmiş acap ona?

Erlik, ululuktan yana

Tanrı Kürşad’dan geridir.

 

Acunda var nice çeri

Kim üstün, kimi geri

Kürdaş adlı Göktürk eri

Anadan doğma çeridir.

 

Kılıcı yıldırım çeler,

Attığı ok demir deler,

Ölüm gelse Kürdaş güler

On sekiz yıldan beridir.

 

Yiğitlikte en ileri,

Kalacak on bin yıl diri.

Göktürklerin gönülleri

Şimdi Kürşad’ın yeridir.


Çok kötü zaman oldu,

Acun ne yaman oldu.

İş başarmak dilerken

İşimiz duman oldu.

 

Yirmi değilken yaşı,

Işbara Alp yoldaşı,

Çinli yüzünden gitti

Kara Budak Onbaşı.

 

Albızın eli midir?

Beğler hep deli midir?

Burası Ötüken mi

Yoksa Çin Eli midir?

 

Yabancıya inanmak,

Hel Çinliye kanmak

Ağuyu aş yapmaktır,

Yahut suya dayanmak.

 

İçing Katun kardaşı,

Çinli köpekler başı

Kılıcıyla vuruldu

Kahraman Pars Onbaşı.

 

Bir yanda Türk börüsü,

Bir yanda Çin uğrusu,

Bizden artık ötüyor,

Çinlilerin borusu.

 

Budur gönül yarığı:

Öldürdüler Çalık’ı!

Hepimizi aldattı

Çinlinin en alığı!


Boşa gitti Kürşad’ın

Verdiği bunca emek.

 

Türk kurdunu ısırdı

Çinli adlı bir köpek .

 

Bu köpekler bilmiyor

Dövüşmeyi teketek.

 

Çiniye us vermeye

Türk’ün kılıcı gerek.

 

Hepsi dişi mi dişi,

İçlerinde yok erkek.

 

Şen-king olmak istiyor

Türk Kağanı’na direk.


Bire ozan! Ne dedin?

Böyle direk yıkılsın!

 

İçing Katun ağlasın,

Kara Kağan sıkılsın.

 

Ötüken’de işi ne?

Çinli Çin’e tıkılsın!

 

Çinliye ders vermeye

Akınlara çıkılsın!

 

Göktürkleri akında

Tanrımız kutlu kılsın!…


Türk, atına atladı;

Çin’in ödü patladı.

Silinmez damağından

Kılıcın kanlı tadı.


Açlık eş oldu, gitmez;

Yoksulluğumuz bitmez.

Ahımız göğe çıktı.

Kara Kağan işitmez.

 

Uza günlerim uza,

Tanrım güç ver kopuza

Aç bırakıp yendirdin

Bizi Dokuz Oğuz’a.

 


Açlıktan inler obam,

Sırtımda yırtık abam.

Evdeşimle oğlum aç,

Hey babam, aman babam!

 

Ötüken’in açları

Kemirir ağaçları.

Nerde Çin’in baçları?

Hey babam, aman babam!

 

Kılıç durur mu kında?

Tanrım bizi yakında,

Bay kılıver akında.

Hey babam, aman babam!


Kırış günü gelince

Gönül şöyle hoş olur…

Söz kılıçla okundur,

Gayrı sözler boş olur.

 

Gönül nedir? Bir gonca…

Hayat dikendir onca.

Yaşamaya doyunca

Can, görünmez kuş olur.

 

Bozkurt bizim ünümüz;

Şan doludur dünümüz.

Erince son günümüz

Bütün dirlik düş olur.

 

Kırk kişiydi çerimiz,

Düşüp kaldı yarımız.

Baş koyacak yerimiz

Yağız yerle taş olur.

 

Kara Ozan, söz uzun…

Feryadı çok kopuzun.

Bir bir andıkça, gözün

Kanlı kanlı yaş olur…


Delinse yer, çökse gök; yansa, kül olsa dört yan

Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.

Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan,

Ölümlerle eğlenen, tunç yürekli Türkleriz!…


Kıraç Ata’nın söyledikleri.

Büyük günler geliyor. Dokuz yıla kalmaz; olan olur. Dokuz yıl daha geçer;katı kılıç kullanma günü gelir… Kıtlık olunca ay parçalanacak! Kara Kağan’ı öldürmeyeceksin. Onu tasa öldürecek. Bir ulu şehirde toplanmış kırk er görüyorum. Aralarında sen de varsın. Yağmur yağıyor. Irmağın kıyısında dövüşüyorsunuz. Budun kurtuluyor. Adınız unutulmayacak. Bin üç yüz yıllık ölümden sonra dirileceksiniz. Acunun batımınadek adınız gönüllerde kalacak.


Korunmak için en iyi yol saldırıştır.

Aç buzağı ak bulutu ana memesi sanır.

Dünyada en güçlü kişi ölümü göze almış olandır.

Büyük bahtiyarlıklar kişiyi delirtir.


BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ HAKKINDA

Hayatımda okuduğum en akıcı kitaptı. Gözlerim dayanabilseydi başlayınca sonuna kadar bitirmeden bırakmazdım. Öylesine akıcı bir kitap. Türk devletlerinin yıkılmasında birinci sebep olan iç karışıklıkların asıl sebebi olan yabancı kadınlarla evlilik bu kitapta yer almakta. Çuluk Kağan’ı Çinli eşi zehirler. Öldürülmesi beklenen bu Çinli eş öldürülmek bir yana borusunu daha bir kuvvetli öttürür. Bu Çinli kadının cezalandırılmaması Kağan ve öldürülen kağanın oğulları arasında kin tohumları eker. İşte buradan başlayan bu ayrılıklar devleti yıkılmaya kadar götürür.

Kitapta Türklerin mükemmel ahlaki yapısını, cesaretini ve üstün savaşçılık gücünü görürüz. Savaş Türklerin düğünüdür düşüncesi son derece somut olarak anlatılır kitapta. Sözünde durmamak, yalancılık, ihanet vb. kötü düşüncelere asla yer yoktur Türklerin dünyasında. Evli bir kadına ilişmenin cezası ölümdür. Keşke bu ceza günümüzde de uygulansa.

Türk töresinin üstün gücü de yer alır kitapta. Töre o denli güçlüdür ki kağan bile töreden dışarı çıkamaz. Kağanın aşamadığı ikinci bir konu ozanlardır. Ozan sözünü kağan bile kesemez.

Kısacası Türklerin toplumsal yapısı ve üstün ahlaki yanları kitapta çok güzel bir şekilde anlatılır.

Kitapta yer alan eski Türkçe kelimeler, eski Türkçe isimler bilgi dünyamızı zenginleştirir. Türk kadının yiğitlikleri de yer almaktadır kitapta.

Türklerin yiğitliği ve üstün özellikleri karşısında Çinlilerin ne kadar alçak olduklarına da yer verilir kitapta. Çinliler Türkleri hile dışında başka bir yolla yenememektedir. Ötüken’de yer alan esir Çinliler esir olmalarına rağmen ajanlık yapmaktan ve Türkleri aldatarak zenginleşmekten geri durmamaktadır. Kitapta Çinliler hak ettiği şekilde aşağılanmaktadır.

İrfan yayınlarından çıkan kitapta yer alan çizimler olayları daha akılda kalıcı hale getirmekte ve okuyucuya daha bir zevk vermektedir.

Ozanlık geleneği, kamlık, töre, Türk savaş geleneği, Türklerin günlük yaşayışı, Türklerin esir olamayacağı, Türk-Çin ilişkileri, Çinli kadınlarla evlenmenin zararları, Türk kadınının güzelliği ve yiğitliği ve daha birçok benzeri konu kitapta ele alınan olaylardandır. Kitap her Türk’ün mutlaka okumasa gereken bir kitaptır.

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir