İÇİNİZDEKİ ÖKÜZE OHA DEYİN KİTAP ÖZETİ VE ALINTILAR

Kitap Adı:İçinizdeki Öküze Oha Deyin

Yazarı:Bülent Akyürek

Yayınevi:C4 Kitap

Sayfa Sayısı:286

KİTAP HAKKINDA KISA BİR ÖZET

Bülent AKYÜREK’in ismi okura farklı gelen “İçinizdeki Öküze Oha Deyin” kitabı kişisel gelişim düşüncesine ve bu düşünce ile yazılmış olan kitaplara savaş açan bir anlayışta. Yazara bu kitabı yazmak için bine yakın kişisel gelişim kitabını okuduğunu ve buradaki saçmalıklara karşı insanları uyarmak için bu kitabı yazdığını belirtiyor. Farklı ve ilginç başlıklardan oluşan bölümlere sahip kitap etkileyici ve alışılmışın dışında örneklere sahip. Kişisel gelişime karşı çıkan kitap mutluluğun kişisel gerileyişte olduğunu belirtiyor. Kişisel gelişim kitaplarının öğütlediği “başarmalısın, her şeyin en iyisine sahipsin, düşünce gücü, dost kazanma ve insanları etkileme sanatı…” düşünce tarzlarına karşı okuyucuyu ikna edecek bir şekilde savaş açıyor. Kişisel gelişim öğretilerinin insanlara avcı olmayı öğrettiğini bu düşünce tarzının da hayatı yaşanılmaz bir hale getirdiğini belirtiyor yazar. Kişisel gelişim, Batı’nın vahşeti ve kapitalizmin kötülüklerini anlatan yazar bunlara karşı Doğu düşünce tarzının ve hakiki Müslümanlığın çare olacağını söylüyor.

Kitabı okuduktan sonra yazara katılmamak elde değil. Çünkü kişisel gelişim efsanesi aslında kapitalizmin zaferi için üretilmiş sahtekar bir düşüncedir. Tüm insanları mal ve pazarlanacak bir ürün olarak gören kişisel gelişim kitaplarına karşı yazarın dediği gibi mutluluk için yaşasın kişisel gerileyiş…

KİTAPTAN ALINTILAR

İnsanlar beklentideyken şiddete meyillidir.

Pornografi izlerken empati yapamayan her insan Müslüman’dır.

Hukuk namuslu insanları susturmak insanları susturmak ve hırsızları korumak için yaratılmış bir bilimdir.

Çok şey istediğimizde Allah’ın kulu olduğumuzu unutarak fazla sayıda insana boyun eğeriz.

Kapitalizmin modern rahipleri; avukatlar, psikiyatrisiler, psikologlar, kişisel gelişim uzmanları, ilaç tüccarları…

Günde yirmi kez ölümü hatırlayan cennete gidecek.

Kendini bilen adamlar, gün içinde yirmi kez ölümü hatırlatmayan insanlarla arkadaşlık yapmazlarmış.

Bildiğiniz gibi sarık, bize kefen olmaya yetecek büyüklükteki bezden yapılırdı.

Kim bir yerde oturur, Allah’ı zikretmezse Allah’a karşı aleyhinde bir eksikliktir.(hadis-i şerif)

İnsanın aşırı sosyali ya pzvnk olur ya da hayat kadını.

Kapitalizm:Güzellik veya kışkırtıcı giysinin karşı koyulmaz gücünü bildiği için satış elemanlarının bayan olmasını sağladı.

Bir milletin erkekleri kıroluklarını yitirirse kadınları yoldan çıkar.

Saldırı korkaklıktır. Hücum, korku belirtisidir. Korku, dayanılmaz boyuta geldiğinde cesurlaşırız.

Modern, kişisel gelişimini tamamlamış anneler ise kızlarına menajerlik yapıyorlar.

İstekleri, zaafları, hırçınlıkları ve katliam yaptıktan sonra pansuman tekniklerine baktığınızda, Batı medeniyetinin kadınsı olduğunu öğrenmekte gecikmeyeceksiniz.

Başına; “Uzay, Teknoloji, Genetik, Milenyum, İletişim, İletişim, Simülasyon, Bilim” gibi adlar takmakta zorlandığımız çağ, tam anlamıyla bir kadın çağıdır.

Üretim, tüketim, savaş, erkeği hemen hemen kana bulayan her şey, kadınlar adına yapılıyor. Kadınları çirkin olan ülkelerin saldırıya, işgale uğradığı nadir görünür.

Dünyanın her yerinde merkez bankalarının bastığı kağıt paraların karşılığı devlet kasasındaki altındır. Ya altınların karşılığı nedir? Kadınlar olmasaydı altın kaç kuruş ederdi?

Çağ kadınların elinde oyuncak oldu. Çünkü çağımız kadınsı.

Kadınlar sokağa çıktıkça, erkekler bürolarından çıkamaz oluyorlar!

Nefretini şiddet kültürüyle dışa vuramayanlar ahlak dersleriyle intikam alırlar.

Kötüler iyilerin sınavıdır ama iyiler de kötüler için kabustur.

İnsan bir kez koluna saat takınca zamanın ve bir kez banka hesabı açtırınca da paranın esiri olur.

Bir millet en kolay ilim, bilim ve filimle değiştirilir.

Tasavvuf yolunda, kibir, ego, benlik, vücut yıkılır. Geriye hiç kalır! Allah da o “Hiç” in içindedir zaten.

Ne zaman ki önderler savaştan kaçarlar, işte o zaman en geridekilerin bahtına kumandanlık düşer

Bakış özgürlüğü kısıtlar. Allah bunun için büyüktür. Yüksekten ve her an baktığı için kulluktan başka çaremiz kalmaz. Bizi sonsuza kadar izleyen Allah, müminlerin kalbinde polis görevi yapar.

Oturdukları yerden kıpırdamadan her an her yeri tanrısal gözlerle kontrol etmeye çalışan döner koltuklar insanlığın şirk koşan nesnelerinden biridir.

Teknoloji, her zaman yaşam tarzları dayatır.

Evlerdeki çocuk odası, kombi ve kaloriferden sonra icat edilmiştir. Çocuğun belli bir yaştan sonra odasında yatıp kişilik geliştirmesi gibi saçmalıklarda böyle başladı. Ne yaptı çocuk? Sabaha kadar korkuyla titredi, biraz büyüyünce açık, saçık dergilere baktı, kendi televizyonundan internetinden dünyanın bütün pisliklerine bulaştı, yalnızlığa alıştı ve bir cemaat toplumu olan memleketimiz kendini beğenmiş yabanıl insanlarla doldu.

Kış boyu, sobanın çatırtıları arasında bir araya toplanır konuşurduk ailede bir sorun varsa herkes bilirdi. Şimdi ana-babalar sorunlarını mutfakta tartışıyor, kişiler birbirlerine yabancı, herkes kendi sınırları içinde kalmış, anlayacağınız ulus devletler her evde var. Her birey kendi odasında kendi geleceğini çiziyor. Bunu da mı Fransız İhtilali’ne bağlayacağız?

Kuran’a göre zalim, Allah’ın yarattığı şeyi beğenmeyen ve onu ait olduğu yerden alıp başka tarafa koyandır.

Batı’dan getirip de faydasını gördüğümüz tek alet çamaşır makinesidir. Türk filmlerinden hatırlayacaksınız; kadın evinini bahçesinde plastik leğeniyle çamaşır yıkarken es kaza baldırı göründü diye Tecavüzcü Coşkun kızışıp can yakardı. Çamaşır makineleri çok namus kurtardı bu anlamda.

Her milletin icatları onların gerçek yüzlerini ortaya koyar. Teknoloji, uygarlıkların bilinçaltlarıdır.

Artık iki kişi birbirini özgür bırakıyorsa, kıskançlık yoksa “aşk” bitmiştir.

Yağı olanın dini imanı zayıftır! Yağ kibirdir, bencilliktir, şehvettir, dünya aşkıdır.

İnançlı bir insan için gülmek, eğlenmek, sırıtarak gezmek edepsizliktir. Mutluluk ayıptır. Her saniye yeryüzünde bir aksilik, bir haksızlık oluyorken senin sırıtarak gezmen hoş karşılanmaz.

İnsanı, şeytandan üstün kılan pişman olabilmesidir.

Hayat:Yerden kopmadan dik durma sanatıdır.

Korkmayın! Dünyevi zevk ve arzulardan vazgeçmenin, kontrolsüz adrenalinden yoksun kalmanın, hayatın neşesini ebediyen kaybetmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kendi menfaatlerine uygun olmayan her talebe hayır demek için yetiştirilmiş modern insanın inadına; nefsinin arzu ve isteklerine şiddetle “Oha” diyebilen insan, kimsenin şahit olamayacağı bir mutluluk deneyimi yaşar.

Şeytanlık bir makamdır. Yalnızca bir şeyi beğenmemek şeytan olmaktır öyleyse insan bir tek şeye itiraz ettiği gün şeytanlık makamına yükselecek!

Kendin de dahil olmak üzere bir nesneyi Rabbinden bağımsız olarak seversen putperest olursun.

Kibirli insan övgünün esiridir.

İnsan, bir kez kendisini izleyen diğer gözlerin varlığına inanmaya başladı mı Allah yolundan, Allah korkusundan uzaklaşarak kullara göre davranmaya başlar ve toplumun malı olur.

İnsan, kendini önemli hissettiğinde tüketir, konfor ister ya da önemsiz hissettiğinde de tüketerek mutluluk arayışına girer.

Kazanma isteğimiz ve duygularımız olmasaydı, yenilginin ne olduğunu bilemeyecektik.

Hayatta kalmanın en büyük stratejisi gerektiği zaman geri adım atmaktır.

Modern dünyanın en masum putları inekler!

Dünya, teknolojiyle aydınlandıkça ruhumuzun kandilleri söndü, içimizin karanlıkları arttı.

Ahir zamanda “bilmiyorum” diyebilmek cesaret ister.

Gündelik konuşmalarımız ve yorumlarımızın çoğunu cahilliğimiz anlaşılmasın, bildiğimiz sanılsın diye yapıyoruz.

Her şeye çok bakmak, cehennemde çok kalmaya sebeptir. Önüne çıkan her şeye bakmak ruhu Allah nazarında küçültür. Çünkü bu hafifliktir.

Keşkelerimiz hırs ve dünyevi nimetlerden dolayı çoğaldığında, en büyük sermayemiz “Şimdi” yi kaybederiz.

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir