NEFES NEFESE KİTAP ÖZETİ, DEĞERLENDİRME VE ELEŞTİRİLER

Kitap Adı:Nefes Nefese

Yazarı:Ayşe Kulin

Kişiler:Fazıl Reşat Paşa, Leman Hanım, Sabiha, Macit, Hülya, Selva, Rafael Alfandari(Rafo), Tarık Arıca, Ferit, Evelyn, Margot

KİTAP ÖZETİ:

İkinci Dünya Savaşının başlarında savaşan tarafların Türkiye’yi savaşa kendi yanlarında sokmak için yoğun çaba gösterdiği dönemdir. Türkiye, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün liderliğinde savaşta tarafsız kalmak ve ülke menfaatlerini korumak için ustalıklı bir politika yürütmektedir. Bu politikanın yürütülmesinde Dış İşleri Bakanlığı çalışanlarına büyük görevler düşmektedir. İşte Nefes Nefese romanı bu yoğun diplomasi trafiği ile başlar. Dış İşleri Bakanlığında çalışan Macit, yaşanan yoğun gündemden dolayı karısı Sabiha ve kızı Hülya’yı ihmal etmektedir. Hemen her gece eve geç gelmekte, bu haliyle karısını ve kızını uyurken bulmaktadır.

Kitap ilk bölümde bize genel çerçeveyi yansıttıktan sonra ilk bölümde anlattığı zamanın yaklaşık bir on sene öncesine giderek olayların gelişiminin nasıl olduğunu anlatır: Sabiha bir çay toplantısında eşi olacak Macit ile tanışır. Sabiha’nın kardeşi Selva; babasının inatçı, yolundan dönmeyen huylarını taşımaktadır. Sabiha’nın kardeşi Selva aynı okulda okuduğu Rafael Alfandari adlı yahudi gence ilgi duymaktadır. Sabiha kardeşinin bu gence ilgisini hoş karşılamasa da Macit ile buluşabilmek için kardeşi Selva ile dışarı çıkar. Bu dışarı çıkmalarda Sabiha, Macit ile buluşurken; Selva da Rafo ile buluşmaktadır. İlerleyen süreçte Macit ile Sabiha evlenir. Selva’nın Rafo ile olan aşkı Sabiha’dan sonra anneleri Leman Hamın’a ve nihayetinde babaları Fazıl Reşat Paşa’ya ulaşır. Selva’nın ablası, annesi ve babası onu vazgeçirmeye çalışsalar da Selva vazgeçmez. Fazıl Reşat Paşa kızını vazgeçiremediği için intihara kalkar ama intihardan yaralı olarak kurtulur. Selva, yahudi gence olan aşkından dolayı babası tarafından dışlanır. Nasıl Selva dışlanmışsa Rafo’da kendi ailesi tarafından dışlanır. Her iki taraf da aşkından vazgeçmez ve evlenirler. Evlilikleri birkaç kişinin katıldığı basit bir organizasyon ile gerçekleşir. Evlendikten sonra ikili Fransa’ya giderler.

Selva ve Rafo’nun aşk serüvenleri, yaşadıkları bütün iç sıkıntıları, toplumsal baskı unsurları burada çok güzel, akıcı ve gerçekçi bir şekilde anlatılmaktadır.

Fransa’ya gittikken sonra Rafo burada bir eczaneye ortak olur ve bu eczanede çalışmaya başlar. İlk başta hayat normal gitse de İkinci Dünya Savaşının başlaması, Fransa’nın Nazilerce işgali ve Yahudilere yönelik politikalar nedeniyle Selva ve Rafo için kötü günler başlar. İlk başta Fransa’nın işgale uğramayan güney kesimine giderler ama oranın da işgale uğramasıyla en kötü günler başlar. Kendi evliliklerine onay vermeyen ailelerinden kaçmak için geldikleri bu yerde artık hayati tehlike söz konusudur.

Dış İşlerinde çalışan Tarık Arıca, Macit’in yakın arkadaşıdır. Bu yakınlığın da etkisiyle Fransızcasını geliştirmek için Sabiha’dan dil dersleri almaktadır. İlerleyen süreçte Tarık, Fransa’ya atanır. Bu duruma Sabiha oldukça sevinmiştir. Tarık’ın Selvaya yardımı dokunacağını düşünür.

Sabiha’nın sevinmesi haklıdır. Çünkü, Tarık, Fransa’ya gider gitmez Selva’yı arar ve ona ablasının gönderdiği emanetleri teslim eder.

Türkiye yaşanan bu olumsuz süreçte Avrupa’daki yahudi vatandaşlarına sahip çıkmaktadır. Çalışma kamplarına gönderilen yahudileri bazen yolda kampa gönderilirken, bazen kampa alındıktan sonra da olsa kurtarmaktadır. Bu nedenle Türk kökenli yahudiler Türk olduklarını gösteren pasaportları ya da Osmanlı’dan kalma belgeleri onaylatmak için konsoloslara başvurmaktadır. Tarık’da Selva ve eşinin pasaport işlerinin halledilmesi için aracı olur ve onun işlerini rahatça halletmesini sağlar.

Kitabın bu bölümlerinde Türk Dış İşleri yetkililerinin yahudileri Nazilerin elinden kurtarmak için nasıl insan üstü bir çaba gösterdiğini görürüz.

Sabiha’ya dönecek olduğumuz zaman görürüz ki kocasının yoğun işlerinden dolayı ilgi görememekten dolayı depresyona girmiştir. Macit, Sabiha’ya ilgi gösteremezken, Sabiha’da kızları Hülya’yı ihmal etmiştir. İstanbul’dan Ankara’ya gelen Fazıl Reşat Paşa ve eşi Leman Hanım özellikle Hülya açısından oldukça iyi olmuştur. Ancak Sabiha yaşadığı bunalımdan kurtulamadığı için psikiyatri doktorundan yardım alır. Bu doktorun başarılı teknikleri ile Sabiha içini dökmektedir. Vicdan azabı çeken Sabiha, kardeşi Selva’nın yaşadıklarına kendisinin-kendi kıskançlığının-sebep olduğunu düşünmektedir. Doktora içini döken Sabiha zamanla düzelir. Yaşadığı buhranlardan kurtulur. Eşine ilgi göstermeye başlar ve bu ilgiyle beraber Macit de bir uyanış yaşar ve evlilikleri iyi bir yola girer.

Fransa’da sancılı günler yaşayan Selva ve Rafo’nun bir erkek çocuğu olmuştur. Ad olarak Fazıl’ı seçerler. Kaldıkları evden eşi Rafo’nun çalıştığı eczaneyi herhangi bir baskına karşı gözetleyen Selva, eşinin çalıştığı eczanenin önüne Almanların geldiğini ve eşini zorla götürdüklerini görür. Hemen Tarık’ı arar oradan konsolosa ulaşır. Yoğun çabalarla Rafo trenle çalışma kampına götürülürken kurtarılır, onunla birlikte o trende bulunanlarda kurtulur.

Yaşanan bu acı süreçlerden sonra, Türk hükümeti Türk asıllı yahudi vatandaşlarını Avrupa’dan kurtarmak için bir tren ayarlar. Türkiye’ye gidecek bu trenden Tarık’ın haber vermesiyle Selva ve Rafo’da haberdar olur. Fransa’da yaşayan orada okurken savaşın başlamasıyla yurda dönmeyen Ferit’in önerisiyle tren Berlin üzerinden yurda gidecektir. Trende Ferit’in karısı Evelyn ile birlikte Türk asıllı yahudiler ve Türk olmayan yahudilerde yer alacaktır. Türk olmayan yahudiler kendilerine Türk makamlarınca verilen Türk pasaportu ile kurtuluşa doğru yol alacaktır.

Kitabın son sayfalarında yer alan trenle Türkiye’ye kaçış sürecini anlatan kısımlar heyecanın zirve yaptığı bölümlerdir.

Tren Berlin’e varıp oradan Türkiye’ye geçecektir. Çünkü Berlin damgalı pasaportların olduğu yolcuları bir daha kimsenin aramayacağı düşünülür. Nispeten bu böyle olur. Yolda küçük Fazıl rahatsızlanır, yaşlı bir yolcu ölür, bayan yolculardan biri saldırıya uğrar, başka bir yolcu geçirdiği şokun etkisiyle trenden atlar kaçmaya çalışır… Kısacası yolda heyecan, iç sıkıntısı, korku, panik, umut, dayanışma duyguları hep iç içedir. On gün civarı süren yolculuktan sonra, Edirne ve nihayetinde İstanbul Sirkeci’ye varırlar. Selva ve Rafo’yu karşılamaya gelenler arasında her iki tarafın da ailesi gelmiştir ama esas önemli olan Selva’nın babasının da orada olmasıdır.

KİTABIN ARDINDAN:

Kitap, okuduğum kitaplar arasında en akıcı olanlardan biriydi. İkinci dünya savaşının Türkiye açısından atmosferi gayet başarılı bir şekilde yansıtıldığı gibi geri planda bireysel hayatlar da bu atmosfere uygun olarak yansıtılmaktaydı. Toplumsal değer yargılarına uymayan eylemlerin nasıl karşılandığı, ve toplumsal yargılara uygun hareket etmeyenlerin düştükleri durumların yansıtılmasındaki başarı oldukça güzeldi. Genel olarak okuyanı yormayan, bir çırpıda biten, okuduktan sonra hem ikinci dünya savaşında Türkiye’nin tutumu hakkında bilgi sahibi eden hem de bireysel ve toplumsal değer yargıları üzerine insana olumlu duygular katan bir kitaptı.

KİTAPTAN ATASÖZLERİ, DEYİMLER, GÜZEL SÖZLER:

Kitabın başlarında yer alan Sabiha ve Selva’nın boy farkları üzerine konuşmaların yer aldığı bölümde geçen “Bodur tavuk her dem taze” (1-Minyon tipli, ufak tefek kişiler, genelde yaşlarından daha küçük görünürler. 2-Becerileri ve yetenekleri sınırlı olan kişiler, belirli bir seviyede kalırlar, yükselemeden yaşar giderler. Kaynak:https://www.dersimiz.com/atasozleri-sozlugu/bodur-tavuk-her-gun-pilic-atasozu-2410) atasözü bu kitaptan öğrendiğim bir atasözü oldu. Kitapda birinci anlamıyla kullanılmıştı.

Kitap da geçen “Yahudiler, rüzgarla savrulan ve düştükleri topraklara bereket taşıyan tohumlara benzer” sözü günümüz şartları ile katılmadığım hatta tersi anlamda düştükleri yere kan ve kargaşa taşıyan bir söz olarak burada yer vermek istediğim bir söz…

ELEŞTİRİLER:Kitap üslup ve akıcılık olarak oldukça başarılı olsa da, Yahudi bir erkekle bir Müslüman kızın evlenmesi üzerine kurulması yönüyle hoş olmayan bir tarafa sahip. Çünkü dini anlamda bakıldığında Müslüman bir bayanın gayrimüslim bir erkekle evlenemeyeceği belirtilmiştir. Bununla ilgili ayrıntılı bilgi için https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/800/musluman-kadin-gayrimuslim-bir-erkekle-evlenebilir-mi- bakınız.

Kitap hem bu anlamda hem gereksiz olduğunu düşündüğüm cinsellik içeren bazı ifadelerin yer almasıyla hem de Yeşilçam filmlerinde olduğu gibi sürekli bir içki içme etkinlikleri ile olumsuz yanlara da sahiptir.

Yazar: kitabik

3 thoughts on “NEFES NEFESE KİTAP ÖZETİ, DEĞERLENDİRME VE ELEŞTİRİLER

    Gülden Kılıç

    (9 Mayıs 2021 - 22:55)

    Bazi okuyanlar, şarapın çok söz edildiğini eleştirmiş. Şarap bazı milletler için bir kültürdür, bir zevktir. bizdeki gibi kötü bir şey olarak görülmez. Buyüzden sık bahsetmiş olabilir, ve açıkcası şarapsız o yolculuk dahada çekilmez bir halde olurdu. En azından yorulmuş olan beden ve beyinleri bir nebze olsun dağılmasına yardımcı bir madde olmuş.
    Kitap tümüyle bilgi ve heyecan dolu. Yazarın ve destekleyenlere çok teşekür ederim.

      kitabik

      (10 Mayıs 2021 - 11:58)

      Yorumunuz için teşekkür ederiz.

    Gülden Tunca

    (9 Mayıs 2021 - 22:56)

    Bazi okuyanlar, şarapın çok söz edildiğini eleştirmiş. Şarap bazı milletler için bir kültürdür, bir zevktir. bizdeki gibi kötü bir şey olarak görülmez. Buyüzden sık bahsetmiş olabilir, ve açıkcası şarapsız o yolculuk dahada çekilmez bir halde olurdu. En azından yorulmuş olan beden ve beyinleri bir nebze olsun dağılmasına yardımcı bir madde olmuş.
    Kitap tümüyle bilgi ve heyecan dolu. Yazarın ve destekleyenlere çok teşekür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir