OTOMATİK PORTAKAL KİTAP ÖZETİ

Hiçbir özet kitabın kendisinin yerini tutamaz. Özeti okuyup kitabın hoşunuza gittiğini/gideceğini düşünüyorsanız lütfen kitabı alıp okuyunuz.

Kitap Adı:Otomatik Portakal

Yazarı:Anthony Burgess

Yayınevi:Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Sayfa sayısı:171

Kişiler:Alex, Aptalof, Pete, Georgie, Alex’in anne ve babası, Yazar F.Alexander, Rahip, Doktor Brodsky…

KİTAP ÖZETİ

Alex ve Alex’in arkadaşları Pete, Georgie ve Aptalof’tan oluşan çetesi aklınıza gelebilecek hemen her illegal işi yapmaktadır. Alex çetesi geceleri eyleme geçmekte ve eyleme geçtikleri gecelerde; hırsızlık, gasp, yaralama, tecavüz olaylarına karışmaktadırlar.

Elinde kitaplar olan yaşlı bir adama saldırırlar, kitaplarını yırtar, gözlük ve takma dişlerini ezerler. Yoldan geçen sarhoşlara tekme ve yumrukları ile saldırırlar. Bir de dükkân soyarlar.  Çetenin lideri Alex, en iyi dövüşçüsü ise Aptalof’tur. Adı gibi aptal ve bön olduğu için bu isimle anılmaktadır.

Yukarıda sayılan eylemleri yapan çete duracak gibi değildir. Araba çalıp şehrin ücra yerlerine doğru giderler. Şehrin dışında rastgele geldikleri yerde iyi yapılı bir evin kapısını çalarlar. Zili çalan Alex, gelen ev sahibine arkadaşının rahatsızlandığını ve telefon etmek istediğini söyler. Telefon olmadığı cevabını alınca bir bardak su ister bu sefer. Suyu getirmek için ev sahibi kapıyı yarı aralık zincirli bırakmıştır. Alex ve çetesi maskelerini geçirip eve zorla girerler. Evde bir yazar ve eşi vardır. Evi dağıtırlar, yazarın o an yazmakta olduğu ve otomatik portakal ismini verdiği kitabını parçalara ayırırlar. Yazar ve eşini kanlar içinde bırakıp yazarın eşinin ırzına geçerler. Buradan çıktıktan sonra çaldıkları arabayı kanala atarlar.

O gece bu eylemlerden sonra şarkı dinlerken Alex, şarkıcı kadına karşı aptalca hareketler yaptığını düşündüğü için Aptalof’a yumruk atar. Attığı bu yumruk çete arasında ileride başlayacak iç mücadelenin tohumunu eker. Gece bitip herkes evine döner.

Ertesi gün Alex okula gitmez, plak almak için dışarı çıkar, burada karşılaştığı iki kızı plak dinlemek bahanesiyle evine davet eder, kızlara esrarlı süt verir, sonrasında kızların ırzına geçer.

Gece olunca çete arasında başlayan iç gerilim kendini gösterir. Kendilerine başkaldırdıklarını düşündüğü için Alex, Georgie ve Aptalof ile dövüşür ve onları alt eder. Derken barışırlar ve yapacakları illegal işleri konuşmaya başlarlar. Alex’e zengin olduğunu düşündükleri tek yaşayan bir kadının evini soyma fikrini anlatırlar. Plan hayata geçirilir. Yaşlı kadının evine gidip kapıyı çalarlar. Kapıyı çalan Alex’tir. Yazarın evine girerken yaptığı numarayı yapar ama tutmaz. Bunun üzerine kapının üzerindeki ufak pencereden içerir girer. İçerisi kedilerle dolu olan evde yaşlı kadın ile boğuşmaya başlar. Bu boğuşma esnasında oldukça hırpalanan Alex polis sirenleri duyunca evden çıkmaya çalışır. Dışarı çıktığında bir tek Aptalof’u görür. Aptalof daha önce ondan yediği yumruğun intikamını almak için zincirle Alex’in gözlerine vurur ve kaçar. Gelen polisler Alex’i yakalar.

Sorgu esnasında Alex’in boğuştuğu kadının öldüğü haberi gelir. Tüm suçlarının yanında Alex artık bir katildir de. Alex’in başına gelenleri öğrenen anne ve babası kahrolurlar. Tüm suçlarını itiraf eden Alex Dev-Tut’a yani Devlet Tutukevine 14 yıllık hapis cezasını çekmek üzere konulur. Hapishanede Rahip, Alex’i sevip kollar. Ona ayinler esnasında plakları çalma görevi verir. Mahkûmlar arasında bir haber dolaşmaktadır. Yeni bir yöntemle suçlular baştan aşağı değişmektedir. Bu yöntem(Ludovico yöntemi) için Alex gönüllü olur ve kobay olarak kullanılmak üzere hapishanenin yanında yeni yapılan binaya getirilir. Burada Alex’e iğneler yapılır, oldukça iyi bakılır ve şiddet dozu en yüksek seviyede olan kısa filmler izletilir. Filmlerdeki şiddet sahnelerini izlerken Alex’i ağrılar sarmaktadır. Aslında yapılan koşullandırmadır. On beş gün sonra Alex yasalara aykırı eylemler işleyemez hale gelmiştir. Ne zaman kavga, hırsızlık, tecavüz ya da benzeri bir şey aklından geçse midesi bulanmakta, kendinden geçmektedir. İyilik düşününce kendine gelebilmektedir. Tedavi başarılı olunca Alex serbest bırakılır.

Evine dönen Alex, anne ve babasını kendisine karşı soğuk bulur. Alex’in anne ve babası eve Joe adında bir kiracı almışlardır. Alex evde istenilmemektedir. Üzgün halde evden ayrılan Alex dünyada kendisini seven kimse olmadığını düşündüğü için intihar etmek ister. Bu amaçla Ulusal Kütüphaneye gider. Burada daha önce dövüp gözlük ve takma dişlerini ezdikleri yaşlı onu tanıyınca yaşlılardan dayak yer. Yaşanan olay üzerine gelen polisler tanıdıktır. Aptalof ve başka bir çetenin üyesi polis olmuştur. Gelen tanıdık polisler Alex’i şehrin dışına götürüp iyi bir şekilde döverler. Perişan haldeki Alex sığınacak bir yer ararken kendini serserilik günlerinde evine girdikleri yazarın evinde bulur. Yazar tektir. Karısı, Alex ve çetesinin yaptıkları sonucu ölmüştür. Yazar Alex’i tanımaz. Yazar Alex’e yiyecek verir yardımcı olur. Hükümete muhalif olan yazar ve arkadaşları Alex’i hükümete karşı kullanırlar. Onlara göre hükümet suçluları otomatikleştirmektir. Acımasız insanları polis yapmaktadır.

Yazar ve arkadaşlarının eve kapattıkları Alex daha önce dinlediği müziklerin sesini duyunca kendinden geçer. Çünkü yeni tedavi yöntemi uygulanırken şiddet sahneleri esnasında bu müzikleri dinletmektedirler. Bunun sonucu dayanamaz ve intihar eder ama ölmez. Hastanede tedavi edilir. Bedeni tedavi edilen Alex zihnen de eski haline dönmüştür. Artık suç işlemek isteyince mide bulantıları tutmamaktadır. Anne ve babası Alex’in tekrar eve gelmesini isterler. Alex evin reisi kendisi olması şartıyla eve dönmeyi kabul eder. Alex’e Ulusal Ses Kayıt Arşivi’nin müzik kısmında bir de iş verirler.

Alex yeni bir çete kurar ama artık işler eskisi gibi değildir. Alex’in içinden yaptığı eski şeyleri tekrar yapmak gelmez. Kafasını toparlamak için çay ve kahve içilen mekânlardan birine girer. Burada eski çete üyesi Pete ile karşılaşır. Pete’nin yanında eşi vardır. Bunu gören Alex büyük bir şaşkınlık yaşar. Derken düşüncelere dalar ve anlar ki o artık büyümüştür.  O da kendine bir eş bulmalı ve evlenmelidir diye düşünür.

KİTAPTAN ALINTILAR

Bizler renksiz çay gibiyiz

Demimiz az suyumuz çok.

Halimiz kötü;açız biz

Bize bakan, bizi seven kimsemiz yok!(sayfa 71)

Bunun üzerine tümü bana dönüp bir ağızdan bağırmaya çağırmaya koyuldu. Sesimi iyiden iyiye yükseltip boyun damarlarımı şişire şişire avazım çıktığı kadar bağırdım:

-Ben bir OTOMATİK PORTAKAL mıyım yoksa? (sayfa 114)

Biz işçiyiz, biz ameleyiz.

Para pul neyimize.

Biz çalışırız, ter dökeriz

Bağlıyız gönülden düzenimize! (sayfa 120)

Seçme hakkında sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir. (sayfa 142)

KİTABIN ARDINDAN

Okuduğum en akıcı kitaplardan biriydi Otomatik Portakal. İsmi gibi kitap da acayip tabii kötü yönden değil. Üslubu-anlatımı çok güzeldi. Kullanılan benzetmeler hoş olmuş: sigaraya kanser, kadın göğsü için güğüm, fuhuş  için git-gel git-gel…

Bazen nefret ediyoruz kahramanlardan, bazen acıyoruz…Kitap edebi yönünün yanında suç ve ceza anlamında farklı bakış açıları da sunuyor. Yazar son sayfada Alex’in ağzından yaşananların sebebini söylüyor. Alex’in böylesine haşarı davranışlarının esas sebebinin gençlik olduğunu belirtiyor. Güzel ve okunmaya değer bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

KİTAP YAYINEVİNİN web sitesi için TIKLAYINIZ.

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir