SEL KİTAP ÖZETİ

Kitap Adı:Sel

Yazarı:Yavuz BAHADIROĞLU

Yayınevi:Yeni Asya

Sayfa sayısı:220

Kişiler:Davut Ağa ve kızı Meryem, Kerami ve kardeşi Fatih, Tekgöz Hamdi, Hafız Murad, Binbaşı İzzet Bey, Yörük Ali Efe,

KİTAP ÖZETİ:

Aydın’ın Seyitköy adlı köyünde yaşayan köylüler köyün zengini Davut Ağa’nın çağrısıyla toplanmıştır. Davut Ağa’nın bu toplantıyı düzenlenmesinin nedeni köyün suyunun kendi arazisinde olması nedeniyle bu suyun kullanımının kısıtlanacağını onlara söylemektir. Artık su haftada belirli günler akacaktır. Davut Ağa’nın bunları söylediği sırada haber gelir ki İstanbul işgal edilmiştir. Köylüler bu haberle yıkılırlar.

İzmir’in işgalinden sonra işgal kendi köylerini de bulmuştur. Yunanlılar köyleri olan Seyitköy’ü işgal ederler. Karakol olarak Davut Ağa’nın konağına yerleşirler. Yahudi dönmesi olan babasının yeri gelince David yeri gelince Davud olarak kullanabileceğini düşündüğü ismiyle Davud Ağa menfaati gereği evini Yunan askerlerine açar. Yunanlılar Davud Ağa’yı ve köyde yaşayan ve o zamana kadar köylülerin iyiliğinden başka bir şey görmeyen Dimitri ve oğlu Nikola’yı köyde söz sahibi ilan ederler. Köylülerin iyiliğini gören Rum baba ve oğul fırsat bu fırsat deyip hemen ihanet etmişlerdir. Bizans’ın acısı ruhlarına sinmiştir çünkü.

Yunanlıların işgalinde köyün imamı Hafız Murad şapka giymeye zorlanır, giymeyince onu esir ederler.

Köyde yaşayan Kerami’nin kardeşi Fatih Davud Ağa’nın köstekli saatini attığı taşla kırmıştır. Bunun üzerine Davud Ağa, kırılan saatine karşılık para değerini olmazsa Fatih’in abisi Kerami’nin kendi yanında saatin bedelini ödeyinceye kadar çalışmasını söyler. Paraları olmayan Kerami mecburen saatin bedelini ödemek üzere çalışmaya gider. Kerami burada Davud Ağa’nın kızı Meryem tarafından görülür. Meryem ona karşı bazı hisler duymaya başlar. Bu sırada olanları duyan köylü saatin bedeli karşılığında kadınların feslerine takılı altınları toplamak suretiyle Keramiyi kurtarırlar. Kerami kurtarıldıktan sonra yine para toplanır ve bu sefer de Hafız Murad kurtarılır.

Yurdun işgali nedeniyle vatanın kurtarılması amacıyla halk içinde girişimler olur. Kerami’de bunlardan biridir. Yunanlılara karşı mücadele etmek için dağlara çıkar. Yunanlılara karşı Yörük Ali Efe ve diğer efeler birlik olmuştur. İstanbul’dan halife de işgallere karşı mücadeleyi örgütlemek için kurmaylar göndermektedir. Onların bölgesine de Binbaşı İzzet Bey gönderilmiştir.

Yörükler, örgütlenmiş vatanseverler ilk baskınlarını Yunan keşif koluna karşı verirler. Yaşanan çatışmada yüz elli yunan askeri öldürülür.

Öldürülen yüz elli yunan askerine karşılık Aydın’da ki işgal kuvvetleri yüz elli Türk’ün öldürülmesini emreder. Rastgele toplanan yüz elli Türk ve Müslüman zindanlara atılır ve öldürülür.  Bunu duyan vatanseverler, Yörükler, Aydın’a baskın verirler ve Aydın işgalden kurtarılır. Her ne kadar bu durum uzun sürmese de Seyitköy’e ulaşan haberlerle tüm köylü sevinç içindedir. İlerleyen günlerde Aydın tekrar yunan işgaline uğrar.

Alınan istihbara göre yunanlılar İzmir ve bölgesi işgal planlarını Seyitköy’de bir yüzbaşıya emanet etmişlerdir. Davud Ağa’nın konağında bulunan bu planlar, Davud Ağa’nın vatansever kızı Meryem sayesinde ele geçirilir.

Bu planların ele geçirilmesinden sonra yunanlılar beş yüz kişilik kuvvetle köye gelirler. Herkes sorguya çekilir. Köydeki medresede bulunan otuz çocuk yakılarak öldürülür.

Zaman geçmiş işgaller bitmiş ülke kurtarılmıştır. Kerami, Meryem ile evlenmiş ve bu evlilikten bir çocukları olmuştur. Davud Ağa yine menfaatini bulmuş, Ankara’ya gidip yerleşmiş ve siyasetçi olmuştur. Sanki yunanlıları desteklememiş gibi.  Ezan Türkçe okutulmaya başlanmış, medrese kapatılmış, Kuran harflerinin yerine Latin harfleri gelmiş, başkent Ankara olmuştur.

Yaşananlara bir anlam veremezler. Hafız Murad bu haberlerden sonra başını alıp gider. Kurtuluşta mücadele verenler hayatları boyunca sürecek bir şaşkınlık içinde kalmıştır.

kitabın başında yer alan kısım

KİTABIN ARDINDAN:Kurtuluş Savaşı mücadelesini anlatan bu eser akıcı giden bir kitaptı. Zevkle okudum. Kitabın bana göre en dikkate değer yanı, devletin zora düşmesiyle bunu fırsat bilip ihanet eden azınlıkların durumuydu. Şöyle ki:Osmanlının her devrinde iyilikten ve yardımdan başka bir şey görmeyen ama devlet zora düşünce kendilerine yapılan bu iyilikleri unutup ihanet etmekte bir sakınca görmeyen gayrimüslim unsurların durumu kitapta çok gerçekçi bir şekilde yer almaktaydı. Yunan mezaliminin çok ufak bir kısmını yansıtsa da bu kısımlar oldukça üzüntü vericiydi.

Ayrıca kitapta Kurtuluş Savaşından sonra yapılan inkılapların acı boyutu da yer almaktadır.

KİTAPTAN ALINTILAR:

Tek şey istediler benden, sarığı çıkarıp şapka giymemi. Etmediklerini komadılar bunun için. Sarık düşmanlığı heriflerde o hale gelmiş ki, sanki teeey Atina’dan bunun için gelmişler. Bunca canı bunun için vermişler, bunun için almışlar. General odasına aldı beni. Bir saat nutuk çekti. Şapkanın medeniyet olduğunu, giymeyi kabul edersek sür’atle kalkınacağımızı söyledi, durdu. Dedim ki: Kalkınma kafayı çalıştırmakla olur, şunu bunu kafaya geçirmekle değil. Yobaz, diye bağırdı…(sayfa 178)

Bu savaşı kazansanız da kaybetmiş sayılırsınız, çünkü sizi büyüten geçmişi yok edeceğiz.(sayfa 178)

Uyan Şahin uyan, uyanmaz mısın?

Diz çöküp düşmana dayanmaz mısın?

Al kızıl kanlara boyanmaz mısın?

Uyan Şahin uyan ah, neler oldu,

Yaralı Anteb’e düşmanlar doldu!

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir