YEMEN AH YEMEN KİTAP ÖZETİ

Yazar:Mehmed Niyazi

kitabın başında yer alan yemen haritası

Celaleddin, Mehmed ve Rahmi harp okulundan mezun olan üç arkadaştır. Mülazım yani teğmen olarak göreve başlayan bu üç arkadaş ilk görev yerlerinden sonra farklı yerlere tayin olurlar. Celaleddin Yemen San’a’ya Mehmed Yemen’in kıyı şehri olan Hudeyde’ye ve Rahmi ise kuzeylerinde yer alan Ebha’ya tayin olmuştur. Mülazım Celaleddin ile beraber bir Yemen macerası ve o coğrafyanın tüm acıları zihinlerimize, gönüllerimize kazınacaktır.

Mülazım Celaleddin, kıyı şehri Hudeyde’de arkadaşı Mehmed ile ayrıldıktan sonra San’a’ya doğru yol alırlar. Taşıdıkları malzemelerle beraber Yemen’e yeni gelen askerler, San’a’ya doğru yol alırlar. Meşakketli yolculuktan sonra San’a’ya varan askerler yolda ilk Yemen şehidini vermişlerdir. Kadınhanılı Mustafa yolda can vermiştir. Buna en çok hemşehrisi Adil üzülmüştür.

San’a’ya geldikten sonra Celaleddin sanat okulu müdürü Necati Bey’in yardımıyla bir ev bulur. Bir sohbetleri sırasında Celaleddin, Necati Bey’e niçin isyan olduğu hakkında soru sorunca, Necati Bey, rahmetli babasının binbaşı olduğunu ve çıkan 1904-1905 Yemen isyanının bastırılmasında görev yaptığını ve bu isyanla ilgili tuttuğu hatıra defterini okuması için Celaleddin’e verir. Bu defterle beraber Yemen’de meydana gelen ve oldukça güç bastırılan 1904-1905 isyanını tüm yönleriyle öğrenmiş oluruz. Tevfik Paşa’nın isyanın bastırılmasında gösterdiği pasiflik, San’anın isyancıların eline geçmesi, askerlerimizin binbir türlü zorluğa rağmen gösterdikleri olağanüstü kahramanlıklar, derken isyanın bastırılması için yetenekli ve tecrübeli Müşir Ahmed Fevzi Paşa’nın Yemen’deki bütün kuvvetlerin başına atanması, Mihrali Bey ve gönüllü taburların mücadeleleri, yaşanan kolera hastalığı ile şehit olan askerlerimiz, isyancıların başı olan İmam Yahya’nın tam anlamıyla etkisiz hale getirilmesi için İmam Yahya’nın sığınağı olan Şehare’nin alınmaya çalışılması tüm bunlar Necati Bey’in babasının hatıra defterinde anlatılanlardır.

1904-1905 isyanını anlatan bu hatıra defterinden sonra 1910 yılına geri döneriz. Yemen’de isyanın olmadığı bir zamandır ama ülkede cirit atan ajanlar Osmanlı’ya yeni isyanlar bela etmek için çalışmalarını son sürat devam ettirmektedirler. Bu ajanlar görünüşte bilimsel araştırmalar için oralara gelmişlerdir. Kolordu Kumandanı ve Vali Mehmed Ali Paşa ve Yemen’de nüfus müdürlüğü yapan aynı zamanda Teşkilat-ı Mahsusa’nın o bölgedeki en yetkilisi olan Ahmed Hamdi Bey yaptıkları güvenlik toplantısında isyana hazırlık olabileceği yönünde aldıkları haber yüzünden tedbir alırlar. Ahmed Hamdi Bey, Yemen’deki önemli yerleri dolaşacak böylece tehlikeyi yerinde görerek önlem alınacaktır.

Ahmed Hamdi Bey’in çıktığı gezi sonucunda asıl adı Wayman Bury olan fakat sözde din değiştirmiş gibi gözüken ve Abdullah Mansur ismini alan bir İngiliz ajanından haberdar olunur. Abdullah Mansur onun peşine Üsküplü Osman’ı takar. Üsküplü Osman Edward Osman adınnda Hristiyan bir Arap olarak mensubu olduğu dinden mutluluk duymayan bu nedenle bir arayış içerisinde olan biri olarak kendini tanıtarak Abdullah Mansur ile tanışmayı başarır. Böylece sık sık gittiği Abdullah Mansur’un her hareketini takip etmektedir. Görünüşte çok samimi bir müslüman olan Abdullah Mansur’un geceleri yabancı misafirleri hiç eksik olmamaktadır. Gelen bu misafirler Osmanlıyı parçalamak isteyen ajanlardan başkası değildir.

Yemen’de ajanların cirit attığını gören Mehmed Ali Paşa isyan olacakmış gibi hazırlıklarını yapar. Çok geçmeden İmam Yahya yine isyan eder. Telgraf telleri kesilmiş irtibat kopmuştur çoğu yerle. Yine askerimizi bekleyen ölüm, yaralanma, açlık, hastalıklar, amansız bir mücadele vardır. İsyan bastırılır ama geride yine binlerce acı bırakmıştır.

Hükümet Yemen meselesini çözmek için başında Erkan-ı Harbiye reisi Ahmed İzzet Paşa’nın başkanlığında bir heyeti Yemen’e gönderir. Burada İmam Yahya ile anlaşılır. Anlaşma maddeleri arasında İmam Yahya’ya her yıl yirmi bin altın verileceği de vardır. Ama bu madde sözlü olarak kararlaştırılır, yazıya geçirilir.

Celaleddin nişanlısı Hatice’den mektup alır, ona mektup gönderir. Sadece nişanlısı hatice ile değil, Ebha’da bulunan Rahmi ve diğer arkadaşı Mehmed ile de mektuplaşmaktadır. Bu mektuplarda o yerlerin şartlarını da öğrenmiş oluruz.

Osmanlı’nın başındaki belalar eksik olmaz. İtalya Trablusgarp’a asker çıkarmıştır. Yemen’in karışsında bulunan ve İtalyan işgalindeki Eritre, Yemen için tehlike arzetmektedir. Bunun için Yemendeki taburların bir kısmı zorlu bir yolculuktan sonra İtalyanların muhtemel çıkartma yapacakları düşüncesinden hareketle ihtiyat olarak kıyı şeridine gelirler. Burada beş ay ondört gün kaldıktan sonra Trablusgarp savaşının bitmesiyle geri dönerler ama büyük bir kayıpla dönüştür bu. Çünkü kolera ve sıtma yakalarına yapışmış tek kurşun atmadan yüzlerce asker şehit olmuştur.

Derken Balkan savaşı başlar, bu savaştan gelen haberlerle oradaki subayların morali gün be gün bozulmaktadır. Kitap sayesinde sadece Yemen’i değil, Trablusgarp ve Balkan Savaşlarının meydana getirdiği ruhi durumu da öğrenmiş oluruz.

Üsküplü Osman’ın macerasına dönecek olursak, Üsküplü Osman, Abdullah Mansur’un evinde olduğu bir sırada yapılan konuşmayı gizlice dinler. Limana, asiler için silah gelecektir. Üsküplü Osman’ın bunu bildirmesiyle silahlar asilerin eline geçmeden ele geçirilir. Birinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü günlerde Üsküplü Osman, Abdullah Mansur’un evinde toplantı yapılacağı haberini alır. Hazırlığını yapar ve gece sabaha doğru herkes uykudayken Abdullah Mansur ve diğer ajanların bulunduğu evi ateşe verir. Bu haberi alan ingilizler çok sinirlense de yapabilecekleri bir şey yoktur.

Trablusgarp, Balkan Savaşı ve ardından başlayan Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı sona doğru yaklaşırken, Yemen’deki birliklerin başında bulunan Ahmed Tevfik Paşa Aden’de bulunan İngilizlere karşı operasyon yapılması kararını verir. Askerlerimiz Aden’de bulunan ve İngiliz hakimiyetinde yer alan bir kaç sultanlık ele geçirilir, ama Şeyh Osman köyünün önünde İngilizler ve Osmanlılar yenişemeden beklemeye başlarlar.

Birinci Dünya Savaşı ilerledikçe, Arabistan’daki Şerif Hüseyin isyan eder. Yemen’in kuzeyden ikmal yolları kapanır. Yemen ve Arabistan’ı kurtarmak için Enver Paşa ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanı Eşref Kuşçubaşı’nın bir planı vardır. Plana göre Yemen’e maddi yardım gidecek bu yardımlarla İmam Yahya’nın kuvvetleri ile oluşturulacak birlikle kuzeye harekat yapılıp Şerif Hüseyin’in gücü dağıtılacak böylece Yemen kurtulacak, Arabistan’daki isyan bastırılacaktır. Eşref Kuşçubaşı bu planı gerçekleştirmek için Teşkilat-ı Mahsusa’nın en cevval adamlarını toplar. Medineye hareket edilir. Eşref Kuşçubaşı’nın planına göre iki kafile halinde hareket edilecektir. İlk kafile içinde Eşref Kuşçubaşı’nın emireri Zenci Musa’nın da bulunduğu ve kendilerine Yemen’e ticaret için giden bir kervan süsü veren grup olacaktır. Üç yüz bin altını bu ilk kafile götürecektir. İkinci kafile Eşref Kuşçubaşının olduğu gruptur ki bu iki grup birbirlerini silah atımını duyacak mesafe olacak şekilde takip edecektir. Böylece ilk gruba sargıya düşerse ikinci grup bunları kurtaracaktır. Fahreddin Paşa’nın gitmemeleri yönündeki telkinlerine rağmen içlerindeki vatan sevgisi öyle büyük olan bu kahramanlar yola çıkarlar. Hayber Cembele mevkiinde Eşref Kuşçubaşı ve emrindeki Teşkilat-ı Mahsusa’nın kahramanları yirmi beş bin kişilik isyancı grubuyla karşılaşır, 12 Ocak 1917 günü meydana gelen bu emsalsiz mücadelede 43 kişilik grup 25 bin kişiye karşı uzunca bir süre karşı koyar, Teşkilat-ı Mahsusa’nın kahramanlarından Eşref Kuşçubaşı ile iki adamı yaralı kurtulur geriye kalanların hepsi şehit düşmüştür. Eşref Kuşçubaşı esir edilerek Malta’ya sürgüne gönderilir. Sürgüne gönderilmeden önce Eşref Kuşçubaşı ile Lawrence’in konuşmaları dikkate değerdir.

Erkan-ı Harbiye tüm altınların isyancıların eline geçtiğini düşünsede, Zenci Musa ve kafilesi altınları Yemen’e ulaştırmayı başarır. Artık Yemen’deki birliklerin ihtiyacını temin edecek paraları vardır.

Birinci Dünya Savaşı devam ederken, İmam Yahya isyan etmez ama bu sefer isyan eden İngilizlerin kışkırttığı Şeyh İdrisi olur. Şeyh İdrisi kendisine mehdi süsü veren bir sahtekardır. Şeyh İdrisi ve adamlarına karşı yapılan mücadelelerde Rahmi ve Celaleddin şehit düşerler. Celaleddin şehit olurken aynı isyanı bastırmak için beraber mücadele ettiği arkadaşı Mehmed’e cebinde bulunan siyah satene sarılı beşibirlik ve bileziği arkadaşına vererek nişanlası Hatice ile evlenmesini vasiyet eder. Şeyh İdrisi isyanı, Osmanlı askerleri ve islam birliğini savunan Yemenli Mücahidlerin çabalarıyla bastırılır.

Bir gün gelen bir telgrafla savaşın bittiği, müttefiklerin savaştan çekildiği için barış yapıldığı ve tüm birliklerin teslim olmaları emredilir. Ne kadar istemeselerde emir yerine getirilir ve İngilizlere teslim olan askerlerimiz Mısır’da bulunan esir kampına gönderilir.

Esir kampında gelen haberle yurda dönecekleri haberini alırlar. Mehmed’in tek amacı haberdar olduğu Anadolu’daki milli mücadeleye katılmaktatır. Şehit arkadaşı Celaleddin’in vasiyetine yerine getirmek için Hatice ve annesinin evine gittiğinde o evin yandığını ve Celaleddin’den haber alamadığı için çılgına dönen Hatice’nin yanarak öldüğünü öğrenir.

ÖZETTEN SONRA:

öncelikle şunu söylemek istiyorum ki bu kitap beni büyük bir hüzne boğdu, kitabı okurken Yemen coğrafyasında askerlerimizin yaşadığı büyük zorlukları sanki bende yaşıyordum. Sanki yüz yıl öncesine dönüp Yemen’de bir askermişim gibi hissettim kendimi. Hep acıyla anılan Yemen hakkında mutlak surette okunması gereken bir kitap. Sadece Yemen için değil, Osmanlı’nın son dönemindeki Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşının genel yansımalarını görebilmek için de okunabilecek bir kitap. Ayrıca Eşref Kuşçubaşı ve Arap isyancılarının mücadelesini anlatan ve bence hiç unutulmaması gereken 12 Ocak 1917’de meydana gelen çarpışma kitabın en dehşetli en heyecanlı yeriydi. Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Hepsinin mekanı cennet olsun. Kitabın yazarı Mehmed Niyazi’nin vefat ettiğini öğrenince kitabın acısına ek olarak bu da beni oldukça üzdü. Bir kitap bu kadar mı güzel yazılır. Allah ondan da razı olsun ve mekanı cennet olsun.

arka kapak

KİTAP DA GEÇEN AĞITLAR-ŞİİRLER

İsyancılara karşı yapılan harekatta koleradan dolayı şehit olan Mihrali Bey’in acısıyla söylenmiştir.

Mihrali Bey indi m’ola Yemen’e

Çadırını kurdu m’ola çemene

Od, düştüğü yeri yakar; kime me?

Şehitler serdarı Mihrali Beyim

Devlet emektarı Mihrali Beyim.

Aden mücadeleleri sırasında söylenen ve bir er tarafından yazılmış şiir:

Cihad ilan oldu haydi ileri

Dönmez evlad-ı vatan hiç geri

Görsün İngilizler arslan erleri

Yaşasın Osmanlı’nın şanlı askeri

Tevfik Allah’tan haydi evlatlar

Hep bizimdir bu feyizli topraklar

Aden’e doğru yürür arslanlar

Yaşasın Türkler ile Araplar

Şeyh idrisi’ye karşı yapılan harekatta yaralanan askerlerin acısıyla söylenen şiir:

Evimizin önünde çifte pınarlar

İçerler suyunu, beni anarlar

Yemen’e gideni ölü sayarlar

Yemen çöllerinde kaldım ağlarım.

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir