NECİP FAZIL KISAKÜREK VE HİKAYELERİM

Hikaye denilince akla Mausspant(Mopasan) ve Çehov tarzı hikaye gelirdi Necip Fazıl’ın “Hikayelerim” kitabını okumadan önce. Necip Fazıl Kısakürek’in hikayelerinden oluşan bu kitabı okuyunca anladım ki üçüncü bir tür hikaye daha var:Necip Fazıl tarzı hikayecilik. Evet Üstad Necip Fazıl Kısakürek kendine has üslubuyla hikayede alışılmışın dışında bir yol açmıştır. Hem olay tarzının hem durum tarzının görüldüğü bunun yanında mistizmin karıştığı Necip Fazıl tarzı hikayecilik.

Kitabı başladıktan sonra okudukça kitap bitmesin istedim. Çünkü dediğim gibi çok farklı bir tarzdı. Bazı hikayeler iki-üç sayfa idi ama o iki-üç sayfanın verdiği tadı binlerce sayfalık kitaplar veremezdi. Üstad Necip Fazıl Kısakürek adeta anlatmak istediklerinin özünü çıkartmış diyebiliriz. Necip Fazıl’ın hikayelerine hakim olan duygu genelde mistik duygulardır, bunun yanında Osmanlı’dan sonra yaşanan yozlaşmaya karşı başkaldırı niteliğinde hikayeler de mevcuttur. Ama esrarengiz olan o çok kısa hikayelere sığdırılan etkisi çok yüksek duygulardır. Okumak beş-on dakika sürüyorsa üzerinde düşünmek saatler süren hikayeler yani. Yavuz Bülent Bakiler’in deyimiyle adeta bir mektep olan Necip Fazıl Kısakürek kitapları “Hikayelerim’de insanı yoğun düşüncelere sevk ediyor. Kitabın içindeki tüm hikayeler etkileyici olsa da beni en çok etkileyen “Örtüdeki Sır” isimli hikaye oldu. Üstad Necip Fazıl’ın kumarbazlık psikolojisini çok başarılı bir şekilde yansıttığı Hasta Kumarbaz isimli hikayeleri oldukça güzel. Tüm bunlara ek olarak insan ruhunun gizemini anlattığı hikayeler ayrı bir şaheser.

Keşke Üstad’in çok daha fazla hikayeleri olsaydı da onları da bitmesini istemeden okusaydık.

Kitaptan birkaç alıntı: “Hikaye olsun hayat olsun biten her şeyin devam eden bir sonu olduğunu zannetmek fena değildir. (sayfa 56)

Dünyada birbirine en yabancı iki unsur, doktorla hastadır. (sayfa 57)

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir