CEMİL MERİÇ UMRANDAN UYGARLIĞA KİTABINDAN EFSANELER

Usta kalem Cemil MERİÇ’in Umrandan Uygarlığa kitabını okurken çok etkilendiğim ve her biri bence efsane olan kısımları paylaşıyorum.  Aslında Umrandan Uygarlığa kitabı ile yazarın diğer kitaplarının her bir satırı kaydedilmeye değer.  İşte Umrandan Uygarlığa kitabından seçmeler:

UMRANDAN UYGARLIĞA SEÇMELER:
  Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osman’lıyız. Osmanlı, yani, İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın!
Zavallı Türk aydını… Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerin gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu. Düşmanın putlarını takdis eder, hayranlıklarını benimser. Dev papağanlaşır.
Çağdaşlaşmayla Batılılaşma arasındaki fark ne demek? Batılılaşma miti eskiyince, yeni bir yalan çıktı sahneye, daha doğrusu aynı nazenin taze bir makyajla arz-ı endam etti:Çağdaşlaşma. İntelijansiyamızın uğrunda şampanya patlattığı bu ihtiyar kahpe, Tanzimat’tan beri tanıdığımız Batı’nın son tecellisi. Çağdaşlaşma, Karanlık, kaypak, rezil bir kavram. Rezil, çünkü tehlikesiz, masum, tarafsız bir görünüşü var. Çağdaşlaşmanın kıstası ne? Hippilik mi, bürokrasi mi, atom bombası imal etme gücü mü? Çağdaşlaşmak, elbette ki Avrupalılaşmaktır. Avrupalılaşmak, yani yok olmak. Avrupa bizi çağdaş ilan etti, Avrupa, daha doğrusu onun yerli simsarları. Zira apayrı bir medeniyetin çocuklarıyız, düşman bir medeniyetin, bambaşka ölçüleri olan, çok daha eski, çok daha asil, çok daha insanca bir medeniyetin. İki yüzyıldır bir anakronizm’in utancı içindeyiz, sözüm ona bir anakronizm. Bu “çağdışı” ithamı, ithamların en alçakçası ve en abesi. Haykıramadık ki, aynı çağda muhtelif çağlar vardır. Çağdaşlık neden Hristiyan ve kapitalist Batı’nın abeslerine perestiş olsun? Fani ve mahalli abesler. Bu, kendi derisinden çıkmak, kendi tarihine ihanet etmek ve köleliğe peşin peşin razı olmak değil midir? Çağdaşlık masalı, bir ihraç metaı. Batı için, kokain gibi, LSD gibi, frengi gibi. Şuuru felce uğratan bir zehir. Çağdaşlaşmanın halk vicdanında adı da asrileşmektir, asrileşmek yani maskaralaşmak, gavurlaşmak.
Avrupalının yazdığı tarih, Hristiyan Avrupa’nın gururunu okşayacak bir masallar yığınıdır.
İslam medeniyeti bir bütündür. Bu büyük terkibi yalnız Arap’ın eseriymiş gibi göstermek ya Araba dalkavukluk, ya misli görülmemiş bir gaflettir. Farabi İslam’dır, İbn Sina İslam’dır, Arap değil. O ummana karışan en büyük ırmak:Türk.
Zavallı Türk intelijansiyası! Kimlerin peşinden gitmemiş. Düşmanları dost, dostları düşman olarak tanımış. Peygamber’in adını anmaya cesaret edemeyen bir Efgai’yi (Cemaleddin Egfani) Peygamber kadar saygıya layık görmüş.
Batı Avrupa yüz milyonlarca nüfuslu bir şehir. Bütün diğer ülkeler, bu şehrin banliyösü. Görevleri, dev şehrin sanayi mamullerin alıp, ona hammadde hazırlamak. Sombardt, “Bir buçuk asırdan beri Batı Avrupa ile Amerika’da olup bitenlere akıl erdirmek için şeytana inanmak lazım”diyor, Bizi gökten koparıp, maddenin esaretine sokan o.
Dil musikidir… Musikilerin en manalısı, en az müphemi, ama musiki. Her kelime, bir kelimeler dünyasının anahtarıdır; meçhule açılan bir kapı, her kelime. Meçhule, yani rüyalara, hatıralara, anlatılmayanlara, anlatılamayacaklara. Mağaralarından süzülür şuuraltının, şuurun yedi kat göğünden dökülür. Kelime küfür, kelime dua, kelime büyü. Zihnin bu esrarlı meyvesini asırlar besler, asırlar olgunlaştırır.

Yazar: kitabik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir